38,1137$% 0.18
42,0543€% -0.85
49,3487£% -1.65
3.709,46%-2,27
6.226,00%-0,45
9.379,83%-1,10
3139747฿%-0.7743
Her yıl Ramazan ayının sonlarında, çeşitli ambargolar altında bile 1 ay orucunu tutmuş bayram yapmaya hazırlanırken İsrail’in saldırısına uğrayan Filistinliler, bu Ramazan sonunda da (2021 yılı Ramazan’ı) aynı akıbete uğradılar ve havadan ve karadan bombalandılar.
Yine birçok insan çoluk-çocuk, kadın-erkek, yaşlı genç olmak üzere katledildiler, birçok ev yıkıldı ve harabe haline geldi.
Müslüman ülkelerin halkları Korona salgını sebebiyle sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen kendilerine kesilecek yasaklara aldırmadan sokaklara çıkarak Kudüs’ün Yahudi’nin zulmünden kurtarılması için mitingler yaptılar. Bazı Batılı ülkelerin insanları ise insan olmanın verdiği reaksiyonla sokaklarda İsrail karşıtı gösteriler yaptılar.
Ama ülkenin bütün yetki ve yönetimi ellerinde olan özellikle Müslüman ülkelerin yöneticileri, sanki ellerinde yetki ve imkân yokmuş gibi sadece kınama beyanatları vererek güya sorumluluklarından kurtulmaya çalıştılar.
Lafa gelince İsrail karşıtı gibi gözüken bu idareciler, iş İsrail’le siyasi, ticari ve askeri işbirliklerine gelince halkın gözüne baka baka onlarla el sıkışmaktan ve işbirliğinden kaçınmadılar.
YA MİLLİ GÖRÜŞCÜLER
Medyanın yayınları ile narkozlanmış halk seçimlerde Milli Görüşü gereği gibi tanıyarak ona oy vermemiş ve maalesef onu Meclis dışı muhalefetinde bırakmış olmasına rağmen ülke yönetiminde bulunanlara; “Yahudiler, sözden, kınamadan anlamazlar. Onların anladıkları tek dil onlara yaptırım uygulamaktır” demişler ve yaptırımları sıralayarak İncirlik Hava Medyanı’nın kapatılması, İsrail’e atılan bombaların zamanında kendilerine bildiren Kürecik Radar Üssü’nün kapatılması, İsrail ile siyasi, iktisadi ve askeri işbirliklerinin durdurulduğunun ilanı, İsrail Büyükelçisi’nin ülkeden çıkartılması, D-8 İslam Ülkeleri Birliği’nin devreye sokulması gibi somut teklifler getirmişlerdir.
Milli Görüşçüler bununla da kalmamış, çeşitli illerdeki mitinglerde öncülük yapmışlar hatta AGD – MGV’li gençler İncirlik üzerine yürüyerek ‘İncirlik’in kapatılmasını’ istemişlerdir.
1960’lı yıllarda ABD’nin kullanımına açılan İncirlik, o günden bugüne bizim 1974’de Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yapmamız üzerine, ABD’nin bize ambargo uygulamasına misilleme olarak ilk defa 1976 yılında CHP-MSP Hükümeti tarafından kapatılmıştır. O günden sonra da yöneticilerimiz bir daha ABD’ye misilleme yapma cesaretini gösterememişlerdir.
KUDÜS’ÜN KURTARILMASI
1980 yılında çeşitli siyasi ayak oyunlarıyla Milli Selamet Partisi (MSP), Hükümet’ten düşürülmüş, 1977 seçimlerinde milletvekili sayısı 48’den 24’de düşürülmüş ama MSP, TBMM’de kalmayı başarmıştı.
AP’nin Dışişleri Bakanı Hüsamettin Erkmen’in İsrail lehine bir jest yapması ve İsrail’i resmen tanıması üzerine, TBMM’de Hüsamettin Erkmen aleyhine bir gensoru önergesi veren MSP Grubu; yaptığı sıkı ve etkili kulis çalışmaları ve Meclis konuşmalarıyla Meclis’te yapılan oylamada Hüsamettin Erkmen’in Bakanlık’tan düşürülmesini sağlamıştı.
Hemen bu büyük olayın ardından 6 Eylül 1980 tarihinde Konya’da bir miting tertiplemiş ve milyonlarca insanı orada toplamayı başarmıştı.
Ben o yıllar, Genel Merkezi Konya’da bulunan ‘Kur’an Kursları Federasyonu Genel Başkanı’ydım ve Federasyon’un 1. Olağan Genel Kurulu’nu 5 Eylül 1980 günü Konya’da yapmıştık. Kongre’ye katılan bütün delegeler ve misafirler Konyalılar tarafından bir gece misafir edilmiş ve ertesi günü yapılacak olan mitinge de katılmışlardı.
Bu mitingin adı ‘Kudüs’ü Kurtarma Mitingi’ydi.
Miting tamamen yasal bir temel üzerine oturuyordu. 5 kişilik bir Tertip Heyeti bütün müracaatları yapmış ve gerekli bütün izinler alınmıştı.
Bu mitingin başmisafiri hiç şüphesiz MSP Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve MSP Genel Merkez Yöneticileri idi.
Büyük bir insan selinin doldurduğu miting, benim kürsüden miting katılanlara tek ses okutturduğum İstiklal Marşı ile başlamıştı. Büyük bir insan seli o gün Konya’yı ayağa kaldırmış ancak ne mitingden önce, ne de mitingden sonra hiç bir taşkınlığa ve kanunsuzluğa neden olunmamıştı.
O gün mitingin İstiklal Marşı’nı kürsüden ben okutmuş, bütün mitinge katılanlarla hep birlikte; “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletin istiklal” demiştik.
Ancak bu arada 8-10 gencin ki (Bunların kimliği bizim için bilinmemektedir) biz İstiklal Marşı okurken onların oturduklarını duymuştum.
Mitingden 6 gün sonra 12 Eylül 1980’de ülkemizde 10 senede 1 yapılan askeri darbelerden birinin daha yapıldığını bütün partilerin kapatıldığını, demokratik hayatın askıya alındığını radyolardan duymuştuk. Tabii bu arada Kur’an Kursları Federasyonumuz da kapatılıyordu.
Bu ihtilal için iki gerekçe ilan edildi. Bunlar; ülkemizde artan anarşi ve terör olayları ile Konya’da yapılan Kudüs’ü Kurtarma Mitingi idi.
Resmi izinli bir miting, hiçbir taşkınlık yapılmamış tek bir insana veya bir dükkâna tecavüz olmamış, konuşmacılar Kudüs üzerinde gizli emelleri olan İsrail’i tel’in etmiş ve miting yine büyük bir olgunlukla sona ermişti. Nasıl oluyor da bu miting bir ihtilalin gerekçesi olabiliyordu?
12 Eylül 1980 gecesi terör ve anarşi de bıçakla kesilmiş gibi kesiliyordu. Hâlbuki belki de yıllardır ülkemiz sıkıyönetimle idare ediliyordu.
MSP Genel Başkanı’nı ve diğer yöneticileri, yıllarca mahkemelerde yargılandılar. Siyaset yasağına tabi tutuldular.
Aslında ferasetle olaya bakıldığında İsrail, Meclis’te Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen’i Bakanlık’tan düşüren ve Türk kamuoyunu ayağa kaldırarak İsrail’e kafa tutan bu siyasi aksiyonu cezalandırmış ve siyaset dışı haline getirmiştir.
Elektronik Sanayimiz Baltalanıyor
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.